Akreditifin İşlerliği (Workability) Nedir?
Akreditif Açılış Başvuru Formunun Teknik Analizi
Akreditif açılış başvuru formu, açılacak akreditifin temelini oluşturur. Bu formun teknik açıdan incelenmesi yalnızca alanların eksiksiz doldurulup doldurulmadığının kontrol edilmesi değildir. Aynı zamanda akreditifin açılışından kapanışına kadar geçen süreçte ortaya çıkabilecek risklerin önceden belirlenmesi ve mümkün olduğunca azaltılmasını amaçlayan bir çalışmadır.
Bankaların dış ticaret ekipleri bu aşamada başvuru formundaki talimatları;
- akreditifin yapısına,
- UCP 600 kurallarına,
- ISBP 821’de yer alan uluslararası standart bankacılık uygulamalarına,
- SWIFT MT 700 mesaj formatına,
- işlemin ticari akışına
uygunluk bakımından değerlendirir.
Başvuru formunda açık olmayan, birbiriyle çelişen veya uygulanabilirliği düşük talimatlar bulunması hâlinde müşteriyle iletişime geçilerek gerekli noktalar netleştirilebilir. Böylece akreditif açılmadan önce tarafların beklentileri ile işlemin teknik gereklilikleri arasında uyum sağlanır.
Bu incelemenin temel amacı, akreditifin yalnızca teknik olarak açılabilmesini değil, aynı zamanda sevkiyat, belge düzenleme, ibraz ve ödeme aşamalarında da sorunsuz biçimde işletilebilmesini sağlamaktır.
Operasyonel Hataları Önlemek İçin Önemli Hususlar
Akreditif işlemlerindeki operasyonel riskleri azaltmak ve süreci daha güvenli hâle getirmek için üç temel yaklaşım benimsenmelidir.
Müşteri ve Banka Arasında Etkin Koordinasyon: Banka personeli, müşterinin ticari amacını, ödeme beklentisini, sevkiyat planını, kararlaştırılan Incoterms® kuralını ve belirtilen teslim yerini veya limanı doğru anlamalıdır. Çünkü ticari işlem yeterince anlaşılmadan hazırlanan akreditif şartları, sözleşmedeki taraf sorumluluklarıyla veya fiilî sevkiyat süreciyle uyumsuz olabilir.
Banka, teknik bilgi ve deneyimi çerçevesinde müşteriyi akreditifin işleyişi ve belgesel sonuçları hakkında, başvuru formundaki eksikliklerin veya belirsiz talimatların ileride doğurabileceği gecikmeler konusunda bilgilendirmelidir. Böyle bir koordinasyon, yalnızca hataları azaltmakla kalmaz, akreditifin tarafların gerçek ticari ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmesine de katkı sağlar.
Akreditif Başvuru Formunun Alan Bazında Kontrol Edilmesi: Başvuru formundaki her alan, akreditifin bütünüyle ilişkili olarak değerlendirilmelidir. Tutar, vade, sevkiyat tarihi, ibraz süresi, teslim şekli, taşıma güzergâhı, talep edilen belgeler ve ödeme yöntemi gibi bilgiler tek başına doğru görünse bile birbirleriyle çelişebilir.
Örneğin son sevkiyat tarihi ile akreditifin vade tarihi arasında belge hazırlama ve ibraz için yeterli süre bırakılmaması, lehtarın uygun ibraz yapmasını güçleştirebilir. Benzer şekilde teslim şekliyle uyumlu olmayan bir taşıma belgesinin talep edilmesi de ileride rezerv doğurabilir.
Bu nedenle her alan hem kendi içinde hem de akreditifin diğer şartlarıyla birlikte incelenmelidir. Belirsiz veya yanlış yapılandırılmış tek bir talimatın dahi belge ibrazı aşamasında önemli operasyonel sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır.
Rezerv Riskinin Önceden Öngörülmesi: Akreditif henüz taslak aşamasındayken, ileride hangi belgenin hangi şartı karşılamakta zorlanabileceği değerlendirilmelidir. Talep edilen belgelerin kim tarafından düzenleneceği, hangi bilgileri içereceği ve söz konusu bilgilerin belgelere yazılmasının mümkün olup olmadığı önceden analiz edilmelidir.
Özellikle üçüncü kişiler tarafından düzenlenen belgeler üzerinde lehtarın sınırlı kontrolü bulunduğu dikkate alınmalıdır. Taşıma belgesi, sigorta belgesi, menşe şahadetnamesi veya yetkili kurumlarca düzenlenen sertifikalarla ilgili şartlar, belgeyi düzenleyecek tarafın uygulamalarıyla uyumlu olmalıdır.
Bu yaklaşım sayesinde uygun ibrazı güçleştirebilecek veya rezerv riskini artırabilecek hükümler, akreditif açılmadan önce tespit edilebilir. Böylece değişiklik ihtiyacı, gecikme, ek masraf ve ödemenin gecikmesi ya da gerçekleşmemesi riski önemli ölçüde azaltılır.