2025 Küresel Ticaret: Finans, Politika ve Büyüme Dinamikleri
2025 yılı, ticaret politikalarındaki değişimler ve küresel ekonomik gerilimler nedeniyle belirsizliğin kalıcılaştığı bir dönem olarak öne çıkmaktadır. Uluslararası politika tartışmaları çoğu zaman tarifelere odaklanma eğiliminde olsa da, yaşanan dönüşümlerin etkileri yalnızca ticaretle sınırlı kalmamaktadır.
Ticaret ve Finansın Karşılıklı Bağımlılığı
2025 yılı, ticaret politikalarındaki değişimler ve küresel ekonomik gerilimler nedeniyle belirsizliğin kalıcılaştığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Uluslararası politika tartışmaları çoğu zaman tarifelere odaklanma eğiliminde olsa da, yaşanan dönüşümlerin etkileri yalnızca ticaretle sınırlı kalmıyor.
Ticaret ve Finansın Karşılıklı Bağımlılığı
Uluslararası ticaret, küresel finansal sistem ile derin biçimde iç içe geçmiş durumdadır: dünya ticaretinin %90'ından fazlası uluslararası bankacılık ve finansal altyapıya bağımlıdır. Ticaret ve finans, aynı küresel sistemin parçaları olmakla birlikte, farklı kurallara, kurumlara ve piyasa dinamiklerine göre işlemektedir.
Tarifelere ilişkin mevcut gerilimlere rağmen, küresel ticaret akımlarının yaklaşık %72'si hâlâ Dünya Ticaret Örgütü'nün en çok kayrılan ülke (MFN – Most Favoured Nation) koşulları çerçevesinde yönetilmektedir.
Buna karşılık küresel finans; uzun süredir yerleşik piyasa uygulamalarına, teamüllere, düzenleyici farklardan yararlanan modellere ve özel kurumların belirlediği standartlara dayanmaktadır.
Kısa ve Uzun Vadeli Etkiler
Kısa vadede, ticaret ve finans arasındaki bağ, politika değişikliklerinin piyasalara hızla yansımasına neden olabilmekte; bu durum şirketlerin stok, finansman ve tedarik kararlarını kısa sürede değiştirmesine yol açabilmektedir.
Uzun vadede ise kurallara dayalı ticaret sistemi ile daha yoğunlaşmış küresel finans mimarisi arasındaki uyumsuzluk, küresel ekonominin kırılganlığını artıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.
Gelişmekte Olan Ekonomiler Üzerindeki Artan Baskı
Ticaret ve finansal mimari arasındaki bu dengesizlik yeni değildir; ancak çok taraflı sisteme duyulan güvenin zayıfladığı, kutuplaşmanın arttığı ve büyümenin yavaşladığı mevcut dönemde küresel ekonominin dayanıklılığını daha fazla sınamaktadır.
Bu durum özellikle, tarife artışlarından orantısız şekilde etkilenen ve giderek artan borç ödeme yükümlülükleri ile iklim krizleriyle karşı karşıya kalan küçük ve kırılgan gelişmekte olan ekonomiler açısından ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Geçici Dirençten Zayıf Büyüme Görünümüne
Zayıf Yatırım Dinamikleri ve Borç Yüklerinin Artan Etkisi
Ticaret politikalarındaki süregelen değişim, küresel ekonomide belirsizlik ve gerilimlerin belirlediği bir dönüşüm yaşandığını göstermektedir. Bu iki unsur, güçlü ve sürdürülebilir büyümenin eksikliğini daha belirgin hâle getirmektedir.
Yapay zekâ teknolojileri gibi belirli alanlarda yoğunlaşan yatırımlar dışında, zayıf yatırım harcamaları, yüksek borç yükleri ve kısıtlı kamu harcamaları birçok ülkede varlığını sürdürmektedir. Söz konusu etkenler, son yıllardaki şoklarla zaten zayıf seyreden büyüme görünümünü daha da baskılamaktadır.
Küresel Büyüme Tahminleri ve Pandemi Öncesi Ortalamalar
Sonuç olarak, küresel büyümenin 2024'teki %2,9 seviyesinden 2025'te %2,6'ya yavaşlaması öngörülmektedir. Bu büyüme oranı, hâlihazırda düşük sayılabilecek pandemi öncesi ortalamanın (2016–2019) %0,4 puan altında kalmaktadır.
UNCTAD, küresel büyümedeki bu zayıf dinamiğin, ekonomiler değişen dış ortama uyum sağlamaya çalıştıkça 2026 yılında da %2,6 seviyesinde kalacağını öngörmektedir.
2025 Başındaki Ekonomik Dayanıklılığın Geçici Nedenleri
2025 yılının başlarında gözlemlenen ekonomik büyüme rakamlarındaki dayanıklılık, belirli sektörlerdeki dinamizmi ve daha geçici faktörleri yansıtmaktadır. Güçlü yatırımlar ve yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, ekonomik hareketliliği ve beklentileri artırmıştır. Aynı zamanda, tarife önlemlerinin beklentisiyle ithalat ve alımların belirgin şekilde öne çekilmesi, 2025 yılının ilk iki çeyreğinde büyümeye önemli ancak geçici bir katkı sağlamıştır.
İthalatın Öne Çekilmesi ve Geçici Büyüme Desteği
İthalat ve alımların öne çekilmesi, Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) yönelik dış ticaret akımları ve üretim düzeyleri üzerinde geçici bir olumlu etki yaratmıştır; belirli mallara yönelik kısa süreli talep artışını karşılamak üzere üretim artırılmıştır. Ancak, bunu izleyen geri çekilme, erken yapılan alımların yarattığı ilk olumlu etkiyi muhtemelen tersine çevirecektir. Bu nedenle 2025'in ilk yarısında gözlenen dirençli görünüm, sonraki çeyreklerde daha belirgin bir faaliyet yavaşlamasına dönüşebilecektir.
Küresel Değer Zincirleri ve Politika Belirsizliğinin Etkisi
Ticaret politikası değişimlerinin küresel değer zincirleri üzerindeki etkisi devam etmekte olup, henüz tam olarak yansımamıştır. Yine de bu üretim süreçlerinin ticaret politikalarındaki ani değişimlere karşı kırılgan olduğu açıktır. Sınır ötesi üretim hatlarında yaşanabilecek olası kesintiler, ekonomik faaliyete kaçınılmaz olarak zarar verecektir. ABD'ye bağlı değer zincirlerine bağımlı ekonomiler, ticaret politikası kaymalarının yansımalarına özellikle açıktır.
Bu kaymalara eşlik eden politika belirsizliği ve sık değişiklikler büyümeyi olumsuz etkilemiştir. Belirsizlik karar alma süreçlerini zorlaştırmakta; tedarik zincirlerinin yeniden şekillenebileceği bir ortamda şirketler yatırım ve istihdam kararlarını ertelemektedir. Bu durum harcama ve yatırımları olumsuz etkilemektedir. Son dönemdeki çalışmalar; özellikle ticaret etrafındaki yüksek politika belirsizliği düzeylerinin ihracatta, yatırım harcamalarında ve toplam ekonomik faaliyetteki düşüşlerle eş zamanlı gerçekleştiğini göstermektedir.
2026 Görünümü ve Ticaret Politikası Netliğinin Sınırları
İleriye dönük olarak, 2025 boyunca devreye alınan ticaret politikası değişikliklerinin piyasalar tarafından sindirilmesi, 2026 yılında politika görünümüne kısmi bir netlik kazandırabilecektir. Bununla birlikte, bu değişimlerden kaynaklanan küresel üretimdeki olası aksamalar ve artan ekonomik parçalanma, küresel ekonomik faaliyette olası bir toparlanmayı sınırlamaya devam edebilecektir. Ayrıca, ithalat ve alımların öne çekilmesini izleyen faaliyet yavaşlamasının, gelecek yıla sarkarak büyüme rakamları üzerinde ilave bir baskı yaratması beklenmektedir.
Yeni teknolojilere – özellikle üretken yapay zekâya – yönelik yatırımlardan kaynaklanabilecek olumlu ivme beklentisi, küresel ekonomideki bu olumsuzluğu dengelemeye yeterli olmayacaktır. UNCTAD, küresel büyümenin 2026 yılında da %2,6 seviyesinde, zayıf bir görünümle seyretmesini öngörmektedir.
Kaynak: Trade and Development Report 2025 - UNCTAD