Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde Kaydedilen İlerlemeler
Birleşmiş Milletler tarafından 2015 yılında kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH), küresel ölçekte daha adil, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya oluşturmayı amaçlamaktadır. İlk yıllarda hedeflere yönelik bazı olumlu gelişmeler kaydedilmiş olsa da ilerlemenin hızı ve kapsamı, hedeflere 2030 yılına kadar ulaşılması için yeterli görünmemektedir.
Aşırı yoksulluğun ve çocuk ölümlerinin azaltılmasında ilerleme sağlanmış; HIV ve hepatit gibi hastalıklarla mücadelede önemli adımlar atılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında bazı olumlu gelişmeler yaşanmış, düşük gelirli ülkelerde elektriğe erişim artmış ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaşmıştır. Ayrıca küresel işsizlik oranında gerileme yaşanmış ve deniz koruma alanlarının kapsamı genişlemiştir. Bununla birlikte, bu kazanımların önemli bir bölümü kırılgan kalmış ve ilerleme hızı hedeflere ulaşılması için yeterli olmamıştır.
Birleşmiş Milletlerin 2023 yılı değerlendirmesine göre COVID-19 pandemisi, Ukrayna’daki savaş ve iklim kaynaklı afetler, zaten yavaş ilerleyen süreci daha da olumsuz etkilemiştir. Değerlendirilebilen yaklaşık 140 hedefin yarısı, ulaşılması amaçlanan ilerleme çizgisinden orta veya ciddi ölçüde sapma göstermiştir. Hedeflerin yüzde 30’undan fazlasında ise herhangi bir ilerleme sağlanamamış veya 2015 yılındaki başlangıç seviyesinin gerisine düşülmüştür.
2030’a Doğru Umut Vermeyen Bir Tablo
Birleşmiş Milletlerin 2023 yılı değerlendirmesine göre mevcut eğilimlerin devam etmesi hâlinde, 2030 yılında 575 milyon insanın hâlâ aşırı yoksulluk içinde yaşayacağı ve ülkelerin yalnızca yaklaşık üçte birinin ulusal yoksulluk oranını yarıya indirme hedefine ulaşabileceği öngörülmektedir.
Küresel açlık, 2005 yılından bu yana görülmeyen seviyelere ulaşmış; gıda fiyatları da birçok ülkede 2015–2019 dönemine kıyasla daha yüksek seyretmiştir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında mevcut ilerleme hızının devam etmesi hâlinde, yasal koruma alanındaki eşitsizliklerin giderilmesinin ve ayrımcı yasaların kaldırılmasının 286 yıl sürebileceği tahmin edilmektedir.
Eğitime yapılan yatırımların yetersiz kalması ve öğrenme kayıpları nedeniyle, 2030 yılına gelindiğinde yaklaşık 84 milyon çocuk ve gencin okul dışında kalacağı; okula devam eden yaklaşık 300 milyon çocuk ve gencin ise temel okuma ve yazma becerilerini edinemeden eğitimden ayrılacağı öngörülmektedir.
Doğaya Karşı Savaş ve İklim Krizi
İklim değişikliği, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam etmektedir. Küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 santigrat dereceyle sınırlandırma olanağı giderek azalmaktadır. Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu, son iki milyon yıldaki en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Birleşmiş Milletlerin 2023 yılı değerlendirmesine göre mevcut eğilimlerin sürmesi hâlinde yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel enerji arzındaki payı 2030 yılında da yetersiz kalacaktır. Aynı dönemde yaklaşık 660 milyon insanın elektriğe erişemeyeceği, yaklaşık 2 milyar insanın ise temiz pişirme olanaklarından yoksun kalacağı öngörülmektedir.
İnsan yaşamı ve ekonomik faaliyetler doğanın sağladığı kaynaklara ve ekosistem hizmetlerine bağlı olmasına rağmen ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybı devam etmektedir. Mevcut ilerleme hızı değişmediği takdirde ormansızlaşmanın durdurulması yaklaşık 25 yıl daha sürebilir ve çok sayıda türün yok olma riski artabilir. Bu görünüm, doğal kaynakların korunmasında yetersiz kalındığını ve kısa vadeli ekonomik yaklaşımların çevresel etkilerinin yeterince dikkate alınmadığını ortaya koymaktadır.
Küresel Adaletsizlik ve Kolektif Sorumluluk
Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşma yolunda yeterli ilerleme kaydedilememesi evrensel bir sorun olmakla birlikte, bunun en ağır sonuçlarıyla gelişmekte olan ülkeler ile dünyanın en yoksul ve kırılgan kesimleri karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, küresel ölçekte süregelen eşitsizliklerin bir yansımasıdır. Daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve kararlı adımlar atılması gerekmektedir.
2030 hedeflerine ulaşmak için kalan süre giderek azalırken mevcut politikaların ve uygulamaların yeniden değerlendirilmesi, kaynakların daha etkili kullanılması ve somut çözümlerin hızla hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır.