Deniz Taşımacılığında Temiz Enerjiye Geçiş ve Küresel Düzenlemeler
Küresel ticaretin önemli bir bölümünü taşıyan deniz taşımacılığı, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde giderek daha sıkı çevresel düzenlemelerle karşı karşıya kalıyor. Bu dönüşüm, yalnızca gemi işletmecilerini değil; dış ticaret yapan şirketlerin lojistik maliyetlerini, rota tercihlerini ve tedarik zinciri planlamasını da doğrudan etkiliyor.
Uluslararası deniz taşımacılığının çevresel düzenleme çerçevesi, büyük ölçüde Birleşmiş Milletler’in denizcilik alanındaki uzman kuruluşu olan Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) belirlediği standartlar etrafında şekillenmektedir. IMO, gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesini düzenleyen Gemilerden Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme (MARPOL) aracılığıyla küresel standartlar ve teknik rehberlik sağlamaktadır.
Son yıllarda, Uluslararası Enerji Ajansının STEPS (Belirtilen Politikalar Senaryosu) kapsamında dikkate alınan çeşitli politikalar yürürlüğe girmiştir.
Bu dönüşümü şekillendiren başlıca düzenlemeler şu başlıklar altında öne çıkmaktadır:
IMO Tarafından Alınan Önlemler
EEDI (Enerji Verimliliği Tasarım Endeksi) ve Gemi Enerji Verimliliği Yönetim Planı (SEEMP):
Gemilerin enerji verimliliğini maliyetleri gözeterek artırmayı hedefleyen bu mekanizmalar, 2013 yılında yürürlüğe girmiştir.
2021 Teknik ve Operasyonel Önlemler:
1 Kasım 2022'de yürürlüğe giren ve 1 Ocak 2023'ten itibaren uygulanması zorunlu hale gelen bu önlemler, Mevcut Gemiler için Enerji Verimliliği Endeksi (EEXI) ve Karbon Yoğunluğu Göstergesi (CII) gibi yeni standartları içermektedir.
Avrupa Birliği Politikaları
FuelEU Maritime Düzenlemesi:
Avrupa Komisyonu’nun Fit for 55 paketinin bir parçası olarak kabul edilen ve 1 Ocak 2025 itibarıyla tam olarak uygulanmaya başlayan FuelEU Maritime düzenlemesi, deniz taşımacılığında karbonsuzlaşmayı hızlandırmak amacıyla gemilerde yenilenebilir ve düşük karbonlu yakıtların yanı sıra temiz enerji teknolojilerinin kullanımını teşvik etmektedir. FuelEU Maritime, bayrağı ne olursa olsun Avrupa limanlarına uğrayan, brüt tonajı 5.000 ve üzeri olan gemilerin kullandığı enerjinin yıllık ortalama sera gazı yoğunluğu için azami sınırlar belirlemektedir. Hedefler, sektörde kullanılan yakıtların sera gazı yoğunluğunun zaman içinde kademeli olarak azalmasını öngörmekte; 2025 itibarıyla %2’lik azaltım hedefiyle başlayıp 2050’ye kadar %80’e varan bir azaltıma ulaşmaktadır. Düzenleme yalnızca CO₂’yi değil, gemilerde kullanılan yakıtların üretiminden gemide kullanımına kadar olan tüm yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan metan ve azot oksit emisyonlarını da kapsamaktadır.
AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS):
2024’ten itibaren, brüt tonajı 5.000 veya daha fazla olan ve AB/Avrupa Ekonomik Alanı limanlarına uğrayan gemiler, ETS kapsamına dahil edilmiştir. Bu sistem, AB/Avrupa Ekonomik Alanı dışındaki ülkelerden başlayan veya bu ülkelerde sona eren yolculukların emisyonlarının %50’sini ve iki AB/Avrupa Ekonomik Alanı limanı arasındaki yolculukların emisyonlarının %100’ünü kapsamaktadır. Bu kapsam, AB/Avrupa Ekonomik Alanı bağlantılı deniz taşımacılığı faaliyetlerinde emisyon maliyetlerinin daha görünür hale gelmesine neden olmaktadır. ETS kapsamında başlangıçta yalnızca CO₂ emisyonları dikkate alınırken, 2026'dan itibaren metan ve azot oksit emisyonları da kapsama alınacaktır.
IMO'nun Revize Edilmiş Sera Gazı Stratejisi (2023)
IMO, 2023 yılında, 2018'de kabul edilen ilk stratejiyi güncelleyerek, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının en kısa sürede tepe noktasına ulaşarak düşüşe geçmesini ve "2050 yılı civarında net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşılmasını" hedefleyen bir strateji benimsemiştir. Bu strateji, 2008 seviyelerine kıyasla toplam yıllık sera gazı emisyonlarının:
- 2030'a kadar en az %20 (tercihen %30),
- 2040'a kadar en az %70 (tercihen %80)
azaltılmasını öngörmektedir.
Ayrıca, 2030 yılına kadar uluslararası deniz taşımacılığında kullanılan enerjinin %5'inin sıfır veya sıfıra yakın sera gazı emisyonuna sahip teknoloji ve enerji kaynaklarından sağlanması hedeflenmektedir. Bu hedefler, APS — Açıklanan Taahhütler Senaryosu kapsamında dikkate alınmaktadır. Stratejinin uygulanması için deniz yakıtlarının sera gazı yoğunluğuna dayalı küresel bir yakıt standardı ve emisyon fiyatlandırma mekanizması gibi orta vadeli önlemler üzerinde çalışılmaktadır. IMO, 2025’te Net-Zero Framework taslak düzenlemelerini onaylamış; ancak nihai kabul süreci 2026’ya taşınmıştır. Bu nedenle düzenlemelerin bağlayıcı hale gelmesi, kabul sürecinin tamamlanmasına ve yürürlüğe giriş takvimine bağlı olacaktır.
Ülkelerin Bireysel Düzenlemeleri
Bazı ülkeler, kendi ulusal düzenlemelerini uygulamaktadır:
ABD: 2023 yılında ABD Temsilciler Meclisi’ne sunulan ve 2025’te yeniden gündeme getirilen Temiz Denizcilik Yasası tasarısı, deniz yakıtları için karbon yoğunluğu standartları belirlemeyi ve 2040 itibarıyla deniz yakıtlarının karbon yoğunluğunu sıfıra indirmeyi hedefleyen düzenlemeler öngörmektedir. Tasarı henüz yasalaşmamıştır.
Çin: 2022'de yayımlanan 14. Beş Yıllık Su Taşımacılığı Planı, denizcilik sektörünün "yeşil ve düşük karbonlu dönüşümünü" teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
İngiltere: Uluslararası deniz taşımacılığı emisyonlarını 2033'ten itibaren yasal karbon bütçelerine dahil etme kararını teyit etmiştir.
Önümüzdeki dönemde deniz taşımacılığında karbon yoğunluğu, yakıt tercihi ve emisyon maliyetleri dış ticaret operasyonlarında daha belirleyici bir unsur haline gelecek. Bu nedenle şirketlerin yalnızca navlun fiyatlarını değil, taşıma rotalarının karbon etkisini, tedarikçilerinin uyum kapasitesini ve yeni düzenlemelerin maliyetlere yansımasını da takip etmesi önem taşıyor. Temiz enerjiye geçiş, deniz taşımacılığında yeni bir uyum alanı yaratırken; dış ticaret şirketleri için daha stratejik, veriye dayalı ve sürdürülebilir lojistik planlamasını zorunlu kılıyor.
Kaynak: International Energy Agency, Energy Technology Perspectives 2024